Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AKSAÇLILAR YÜKSEK İSTİŞARE KURULU ÜYESİ İLAHİYATCI DR. HÜSEYİN DURSUN’DAN 28 ŞUBAT GERÇEĞİ

28 ŞUBAT: BİR NESLİN İSTİKBALİNE KURULAN KARA PUSU VE BİR AKADEMİSYENİN ÇALINMIŞ YİRMİ YILI
TÜRKİYE TARİHİNİN KARANLIK DÖNEMİ 28 ŞUBAT

28 ŞUBAT: BİR NESLİN İSTİKBALİNE KURULAN KARA PUSU VE BİR

Tarihin bazı sayfaları vardır ki mürekkeple değil, insanın yüreğine kazınan acıyla yazılır. Bazı takvim yaprakları vardır ki üzerinden yıllar geçse de soğumaz; vicdanlarda bir kor gibi yanmaya devam eder. Üzerinden çeyrek asır geçse de zihinlerdeki derin izleri, ruhlardaki tarifsiz yaraları taptaze duran 28 Şubat, bu topraklarda inancın, kimliğin ve mukaddes değerlerin topyekûn bir imha operasyonuna maruz kaldığı, “bin yıl sürecek” denilen o zifiri karanlığın adıdır. Bu, sadece bir siyasi müdahale değil; bir milletin ruhuna, iradesine, hayallerine ve en önemlisi de geleceğine vurulan paslı, kanlı bir zincirdi.

Ey Genç! Tankların Ezdiği Sadece Sokaklar Değildi!

Sen bugün üniversite amfilerinde özgürce not alırken, kütüphanelerde dilediğin gibi sabahlarken, fikrini hürce ifade ederken bir an dur ve düşün! O günlerde tanklar sadece Sincan sokaklarından geçmedi; gencecik kızların hayallerinden, ilim yolundaki delikanlıların istikbalinden, Anadolu insanının tertemiz dualarından geçti. “İkna Odaları” adı altında kurulan o manevi işkence mekanizmalarında, bir neslin onuru ile diploması arasında kanlı bir seçim yapması dayatıldı. Rabbine olan bağlılığının nişanesi olan başörtüsü, anayasal bir haktan ziyade bir “tehdit unsuru” olarak yaftalandı. Kirli eller, mukaddes örtülere uzandı; polis barikatları, soğuk coplar ve o kasvetli duvarlar arasında bir neslin ruhu lime lime edildi. Üniversite kapılarında, ikna odalarının o soğuk ve karanlık dehlizlerinde, inancı uğruna geleceğinden vazgeçen o vakur duruşları sakın unutma!

İmam Hatiplerin Kilitlenen Kapıları ve Katsayı Zulmü

Zulüm sadece üniversite kapılarında kalmadı, kılcal damarlara kadar sızdı. Bu milletin öz evlatlarının yetiştiği İmam Hatip Liselerinin orta kısımları kapatıldı, kapılarına manevi kilitler vuruldu. Katsayı denilen o garabet sistemle, Anadolu’nun en zeki evlatlarının üniversite hayalleri laboratuvar ortamında, sistemli bir şekilde imha edildi. Mühendis olmak isteyen, doktor olmak isteyen gençlerin önüne aşılmaz duvarlar örüldü. Kur’an kurslarının kapılarına mühür basıldığı, camilerin takibe alındığı, sela seslerinin susturulmak istendiği, hatta “Allah” demenin bile irtica paranoyasıyla suç sayıldığı o meşum devirde; devlet, milletine karşı bir “tehdit algısı” ile donatıldı. Kendi öz yurdunda parya muamelesi gören bir neslin çektiği bu azabı, bugünün konforu içinde anlamak zordur; ancak hissetmek bir vebaldir!

Terletilen Liderler ve Eğilmeyen Başlar

O karanlık MGK salonlarında, milletin iradesini ve bin yıllık değerlerini temsil eden merhum Necmettin Erbakan Hoca, tam dokuz saat boyunca buram buram terletildi. O ter, sadece fiziksel bir sıcaklığın değil, bir milletin hukukunu savunmanın, onurunu korumanın bedeliydi. Etrafı sarılmış, tehdit edilmiş, yalnız bırakılmak istenmişti; ama o, önündeki o uğursuz belgelere imza atmamak için direnen vakur duruşundan milimi milimine taviz vermedi. Ve yine o zifiri karanlıkta bir yiğit çıktı ve tarihin kalbine şu cümleyi bir sancak gibi mıhladı; Muhsin Başkan: “Namlusunu kendi halkına döndüren tanka selam durmam!” diyerek, zulmün karşısında nasıl dik durulacağını tüm dünyaya ve gelecek nesillere gösterdi.

Onlar eğilmediler, onlar teslim olmadılar; çünkü onlar biliyorlardı ki, zafer inananlarındır ve zafer yakındır!

Bir Akademisyenin Yirmi Yıllık Yaslı Sürgünü: “Yaşarken Ölenler”

Dr. Hüseyin DURSUN

AKSAÇLILAR Yüksek İstişare Kurulu Üyesi

Katip Çelebi Üniversitesi

İlahiyat Fakültesi

Öğretim Üyesi