
FERAH USLU
Milli Sporcu- Hakem
AKSAÇLILAR Gönüllüsü
Modern çağımızda insanlık görülmeyen ancak her yanı sarsan ahlaki erozyon içinden geçmektedir. Burada davranışlarımızın bozulması değil kalbimizin , niyetimizin ve insan olma şuurumuzun inceden inceye zayıflamasıdır. Sanki ‘’ Ahlaki deprem’’ yaşanmakta enkazı ise sadece insanlığımız değil, toplumumuzun tümünü kapsamaktadır.
Bizler biliyoruz ki ahlak; adaletin ve zulmün önüne geçmektir. Kulluk şuuruyla şekillenen bir yaşam insanı hem kendinden hem de çevresine karşı sorumludur. İnsanlar bu sorumluluğu kaybolduğunda toplum düzeni yanında ahlaki ruhunu da kaybeder. İşte bu zamanda yaşanan budur.
Dışarıdan bakıldığında güçlü görünen ancak içten içe önemini kaybeden yapıdır. Ahlak kurallarının tamamı değil, insanı insan yapan ruhun adıdır. Edeple yoğrulmuş yaşam biçimi, insanların kendini aşarak yüce yaratana yönelmesidir.
Sınırsızlık tanımayan özgürlük çoğu zaman insan nefsine esir olmasıdır. Para , güç yükseldikçe insanın iç dünyasını zenginleştirmez aksine ahlaki zeminden uzaklaşan bir kalple en büyük yoksulluğu yaşamaya mahkum olur.
İnsan psikolojisi olarak ahlak iç huzurdur , vicdanın sustuğu yerde kaygı ortaya çıkar. Aynı zamanda ahlaki kararları nasıl verdiğini iyiyi , kötüyü neye göre ayırt etmede duygu ve mantık bu süreçte büyük rol oynamaktadır. Ahlak toplumumuzun görünen bağ dokusudur. Bu bağ zayıfladığında insanların birbirine olan güveni azalır.
Modern çağımızda bilgi ile ahlak birleşmediğinde insan yücelmez aksine daha da tehlikeli olur. İnsanlığın en büyük ihtiyacı yeni bilgi değil , yeniden dirilen kalptir ve o kalbin anahtarı aynıdır. Ahlak insanın özü , toplumun sözü ve Allah’a yönelen en doğru yüzüdür. Sabır ve şükrün buluştuğu yerdir.
