
Evet bizlerde çocuktuk ancak şimdiki çocuklar gibi mutsuz değildik. Koşup oynadığımız, dolu dolu kahkahalar attığımız kocaman bir mahallemiz vardı. Kim önce dışarı çıkarsa diğerine seslenerek kadroyu tamam ederdik. Öyle oyunlar oynardık ki doyamazdık, evdeki televizyon bile aklımızın ucundan geçmezdi. Hava kararıncaya kadar oda annemizin zoru ile eve girerdik.
Öyle teknolojik oyuncaklarımız yok, kendi el becerimizi kullanarak oyuncaklarımızı yapardık. Farkında olmadan el becerilerimizi de geliştirmiş olurduk. Bizler asla teknolojik oyuncaklarımız olsun beklentisi içinde de olmadık. Ama çok mutlu çocuklardık. İşte bizim çocukluğumuz da , mahallemizde sıcaklık, samimiyet, yardımlaşma , birlik, beraberlik ve paylaşım vardı ve mutlu yaşardık.
Bizler ufacık şeylerden mutlu olmayı bilirdik. Bayram gelmeden günler öncesi alınan bayramlıklarımızdan dolayı sevinçten havaya uçardık ve yüzümüzden okunurdu mutluluğumuz. Herşey önümüze hazır gelmiyordu. Sahip olduğumuz her şeyin kıymetini bilir gözümüz gibi korurduk. Ve hatta anahtarlığımız kaybolmasın diye ip geçirir boynumuza takardık. Doğaldık bizler okul malzemelerimiz , malzemelerimiz kaybolmasın diye kese dikerdik saklamak için, silgimiz kaybolmasın diye boynumuza asardık.Bizler mutlu olmayı bilir ve her şeyimizi kendi yaratıcılığımı kullanarak yapardık.
Her gidi günler hey…Ne güzel günlerdi. Özlememek mümkün mü ? Oysa ya şimdi öyle mi? Çevremize dönüp baktığımızda çocukların yüzlerinde ne kadar mutsuz ve doyumsuz oldukları okunuyor. Her zaman tüm yeniliklerden faydalanmak , erişim sağlamak al al nereye kadar değil mi? Hep ailelerin isteği ile alınan şeyler.Hep bir yarış içindeler. Ben çocukluğumda görmedim çocuğum mahrum kalmasın, çocuğum mahcup olmasın diye hep alıyoruz.
Alınınca ne oluyor? Hep aynı şeyler alınıyor ertesi gün çocuk kenara atıyor. Mutlulukları en fazla üç gün hevesi geçti mi dördüncü gün bıkıyor. Sonunda doyumsuzluk ve mutsuzluk.
Bizler hiç kendimizi sorguluyor muyuz? Neydi heveslerinin ikinci gün geçmesine , ne çabuk sıkıldı ? Nedir bu alma isteği?Elbette sıkılır . Almak için çaba mı sarf ettiler. Sabır yok , özlem yok. Elbette kıymet bilmezler, değer vermedikleri için mutsuz ve doyumsuzlar. Biz aileler çocuklarımızın isteklerini anında yerine getirmektense belli aralıklarda alalım ki doyumsuzluktan çıkıp mutluluğu yakalasınlar. Böylelikle isteklerinin gerçekleşmesi için hak etmeyi öğrenecekler.
FERAH USLU
