
HÜSEYİN DURSUN ÖĞRETİM ÜYESİ
Tarih boyunca bu aziz millet; yalnızca sınırlarından, nehirlerinden ve dağlarından ibaret coğrafi bir kütleyi değil; asırlar boyu ilmek ilmek dokuduğu mukaddes inancını, istiklalini, hür iradesini ve insanlığa adalet sunan medeniyet iddiasını savunmak için sayısız saldırıya maruz kalmıştır. Coğrafyayı vatan kılan harç, can verilerek ödenen bedellerle karılmıştır.
Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde yaşanan askerî müdahaleler, muhtıralar ve darbe girişimleri; sadece demokratik düzeni kesintiye uğratan geçici sarsıntılar değil, toplumsal hafızada onulmaz yaralar açan vesayet prangaları olarak tarihe kazınmıştır. Her darbe; milli iradenin tecelligahı olan meclislere, adaletin teminatı olan hukuk düzenine, alın teriyle inşa edilen ekonomik istikrara ve sarsılmaz toplumsal barışa yönelmiş sinsi ve ağır bir suikasttır. Her darbe, bu milletin kendi kaderini tayin etme hakkını elinden alıp, onu küresel efendilerin boyunduruğu altına sokma gayretidir.
İhanetin En Karanlık Yüzü: 15 Temmuz
15 Temmuz 2016 gecesi ise Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en sinsi, en organize ve en kanlı ihanet teşebbüslerinden biriyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin en mahrem kurumlarına adeta bir kanser hücresi gibi sızan, inanç sömürüsüyle beslenen ve kamuoyunda FETÖ olarak bilinen ihanet şebekesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki satılık bir avuç hain koalisyonuyla anayasal düzeni cebir ve şiddet yoluyla ortadan kaldırmaya teşebbüs etmiştir.
Milletin vergileriyle alınan uçaklar, tanklar ve silahlar; bu topraklarda “Bizim Çocuklar” diye anılan o karanlık uşaklar eliyle yine bu aziz milletin göğsüne doğrultulmuştur.
Gazi Meclis Hedef Alındı: İstiklal Harbi’ni yöneten ve milletin irade kalesi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmıştır.
Devletin Omurgası Vuruldu: Milletin asayişini sağlayan Emniyet birimleri, Özel Harekât Başkanlığı hunharca hedef alınmıştır.
Sivillere Kurşun Yağdırıldı: Tankların önüne duran, helikopterlerin ateşine göğüs geren silahsız, masum sivillerin üzerine acımasızca ateş açılmış; 252 vatan evladı şehadet şerbetini içmiş, binlercesi gazilik mertebesine erişmiştir.
Bu kalkışma, yalnızca mevcut hükümeti devirmeyi hedefleyen sıradan bir askerî müdahale değildir. Bu, devletin kurumlarını felç ederek ülkeyi işgale açık hale getirmeyi, milletin ortak geleceğini okyanus ötesinin karanlık dehlizlerinde karartmayı ve Türkiye’yi on yıllar sürecek bir kaos ve iç savaş girdabına sürüklemeyi amaçlayan küresel bir asimilasyon projesidir. Ancak bu şeytani plan; imanlı, şuurlu ve sarsılmaz bir iradeye çarparak darmadağın olmuştur.
Şanlı Direniş ve Çelikten İrade
15 Temmuz gecesi; siyasi görüşünü, etnik kökenini, mezhebini ve sosyal farklılıklarını bir kenara bırakan milyonlarca vatan evladı, sarsılmaz bir imanla sokaklara dökülmüştür. Vatanını, Dinini, bağımsızlığı ve namusu korumak için sergilenen bu tarihi dayanışma, sömürgeci güçlere ve onların yerli taşeronlarına verilmiş en net cevaptır: Bu millet, iradesini zincire vurdurmaz!
Tarih; tankların paletleri önüne korkusuzca yatan yiğitlerin cesaretini, gökyüzünü yırtan füzelere karşı göğsünü siper eden annelerin asaletini; minarelerden yükselen ezanların, salâların ve tekbirlerin o zifiri karanlığı nasıl aydınlattığını asla unutmayacaktır.
Bu necip millet; Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını açan, Çanakkale’de emperyalizme geçit vermeyen, İstiklâl Harbi’nde küllerinden yeniden doğan o çelikten iradenin ta kendisidir. Bu topraklar, üzerinde rastgele yürünecek coğrafi bir alan değil; her bir karışı şehit kanıyla yoğrulmuş mukaddes bir vatandır. Ve bu vatan, hiçbir haine, hiçbir vesayet odağına yar edilmemiştir, edilmeyecektir!
İlahi Kelam ve Nebevi Ufukta Kamu Düzeni
İslam düşüncesi; adaleti, meşruiyeti ve toplumsal huzuru imanın bir cüzü sayar. Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan idarecilere de itaat edin.” (en-Nisâ,\ 4/59)
Devletin birliğine, milletin dirliğine kastedenlerin çıkardığı fitne, İslam hukukunda en ağır cürümlerden biri kabul edilmiştir. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurur:
“Fitne, adam öldürmekten daha büyüktür.” (el-Bakara,\ 2/191)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de fitnenin, toplumları ve medeniyetleri nasıl kökünden sarsıp yıkıma sürükleyeceğine dikkat çekmiş; birlik, kardeşlik ve kamu düzeninin korunmasını ümmet için vazgeçilmez esaslardan biri olarak tayin etmiştir. Meşru otoriteye karşı silahla ayaklanmak, toplumun huzurunu bozup terör estirmek ne İslam’la ne de insani değerlerle bağdaşır. 15 Temmuz hainleri, kutsal değerlerimizi tahrif ederek bu büyük günahı işlemiş ve hem halkın vicdanında hem de ilahi huzurda mahkûm olmuşlardır.
Geleceğe Yön Veren Tarih Şuuru
Bugün bizlere düşen en mukaddes görev; geçmişin acı tecrübelerinden ve bu büyük ihanetten ders çıkararak kardeşliğimizi, milli birlik ve beraberliği daha da perçinlemektir. Genç nesillerimizi; aklını ve iradesini hiçbir kula, hiçbir karanlık odağa teslim etmeyen, hür düşünen, tarih şuuruyla mücehhez bireyler olarak yetiştirmek mecburiyetindeyiz.
Her türlü şiddet, darbe ve antidemokratik girişime karşı uyanık ve ortak bir bilinç geliştirmeliyiz. Çünkü güçlü devletler yalnızca askeri mühimmatla değil; adaletle yükselen kurumlarla, hür iradeyle, liyakatle ve vatan bağını canlı tutan sarsılmaz ortak değerlerle ayakta kalırlar.
Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi göğsünü siper ederek şehadet mertebesine erişen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Rabbimizden, bu necip millete bir daha böyle karanlık geceler yaşatmamasını niyaz ediyoruz.
Ey Bu Aziz Vatanın Evlatları!
Unutmayınız ki bu topraklar, bedeli kanla ve canla ödenmiş kutsal bir emanettir. Birliğimizi, kardeşliğimizi ve ortak geleceğimizi hedef alan her türlü Bizans oyunu karşısında en büyük gücümüz; Kardeşliğimiz, inancımız, sarsılmaz milli dayanışmamız ve tek yürek olma şuurumuzdur.
Dün başaramadılar, bugün başaramayacaklar, yarın da asla başaramayacaklar! Bu cennet vatan, tarih boyunca nice badireleri ve tufanları aşmış; bundan sonra da birliğini ve dirliğini koruduğu müddetçe her türlü şer odağının hevesini kursağında bırakacak kudret ve imana sahiptir!
