
Ahmet BEREKET
AKSAÇLILAR Derneği Genel Başkanı
Her sabah yeni bir şiddet haberiyle uyanıyoruz. Bir kadın öldürülüyor, bir çocuk istismara uğruyor, yaşlı bir insan saldırıya maruz kalıyor, savunmasız hayvanlar vahşetin hedefi oluyor. Haber ekranlarında birkaç dakika konuşuyor, sosyal medyada tepki gösteriyor, ardından başka bir gündeme geçiyoruz.
Peki gerçekten sorun çözülüyor mu?
Hayır!
Çünkü şiddet artık münferit olayların ötesine geçmiş, toplumun farklı kesimlerini etkileyen ciddi bir güvenlik ve sosyal sorun haline gelmiştir. Üstelik biz çoğu zaman şiddetle, ancak ortaya çıktıktan sonra mücadele etmeye çalışıyoruz.
Polis geliyor, olay yerine müdahale ediyor, tutanak tutuluyor, soruşturma başlatılıyor, şüpheli yakalanıyor ve adli süreç başlıyor. Elbette bunların tamamı devletin asli görevleridir. Ancak asıl mesele, bütün bunların şiddet ortaya çıktıktan sonra yapılmasıdır.
Oysa güçlü devlet sadece suç işlendikten sonra müdahale eden değil, suç ve şiddet ortaya çıkmadan önce riskleri görebilen ve önleyebilen devlettir.
Şiddetin görünen yüzünün arkasında çoğu zaman psikolojik sorunlar, aile içi çatışmalar, madde bağımlılığı, ekonomik ve sosyal baskılar, çocukluk döneminde yaşanan travmalar, eğitim eksikliği, öfke kontrolü problemleri ve toplumsal duyarsızlık gibi birçok neden bulunmaktadır.
Bu nedenle şiddetle mücadeleyi sadece güvenlik güçlerinin görev alanına bırakmak büyük bir eksikliktir.
Elbette polisi güçlendireceğiz. Elbette hukuku daha etkin ve caydırıcı hale getireceğiz. Ancak bunun yanında psikologlar, sosyologlar, sosyal hizmet uzmanları, eğitimciler, sağlık çalışanları, kolluk ve yargı mekanizmaları birlikte çalışmalıdır.
Özellikle daha önce tehditte bulunmuş, şiddet uygulamış, takip etmiş veya hakkında verilen koruma kararlarını ihlal etmiş kişilerin oluşturduğu riskler ciddiyetle değerlendirilmelidir. Çünkü bazı olaylarda tehlikenin işaretleri önceden ortaya çıkmaktadır.
Asıl başarı, şiddet gerçekleştikten sonra faili yakalamak değil; şiddetin gerçekleşmesini engellemektir.
Bir başka önemli konu da ailelerdir. Aile içindeki sorunlar büyümeden fark edilmeli, ihtiyaç duyan ailelere psikolojik ve sosyal destek sağlanmalıdır. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren empati, öfke kontrolü, sağlıklı iletişim ve şiddetin sonuçları anlatılmalıdır.
Çünkü şiddeti sadece cezayla ortadan kaldırmaya çalışmak, yangını söndürmek için sürekli su taşımaya benzer. Asıl yapılması gereken, yangının neden çıktığını anlamaktır.
Burada hukukun caydırıcı gücü de asla göz ardı edilmemelidir. Biz hukukun dışına çıkılmasını değil, hukukun hızlı, adil, kararlı ve etkin biçimde uygulanmasını savunuyoruz. Mağdur yardım istediğinde devletin onu koruyacağına dair güçlü bir güven duygusu oluşturulmalıdır.
Artık her şiddet olayından sonra “gerekli inceleme başlatıldı”, “şüpheli gözaltına alındı”, “adli süreç devam ediyor” cümlelerini duymak istemiyoruz. Duymak istediğimiz çok daha önemli bir cümle var: “Bu olay, yaşanmadan önce önlendi.” İşte gerçek başarı budur.
AKSAÇLILAR olarak çağrımız nettir: Şiddetle sadece sonuçları üzerinden değil, sebepleriyle mücadele edelim. Polisi güçlendirelim ama yalnızca polisi değil; psikolojik, sosyal, eğitimsel ve hukuki mücadele mekanizmalarının tamamını güçlendirelim.
Kadınlarımızı, çocuklarımızı, yaşlılarımızı ve hayvanlarımızı korumak devletin olduğu kadar toplumun da ortak sorumluluğudur.
Çünkü güçlü devlet yalnızca suçluyu yakalayan devlet değildir.
Güçlü devlet; tehlikeyi önceden gören, mağduru koruyan, hukuku etkin uygulayan ve şiddetin kaynağına kadar inerek onu daha ortaya çıkmadan önleyen devlettir.
Artık kaybetmek için değil, yaşatmak için harekete geçme zamanıdır.
