Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Siyasette saatler: Kim erken, kim geç istiyor?

Bugün için kesin bir erken seçim kararı yok. Ama ihtimal tamamen sıfır da değil. Her şey şartlara bağlı. Siyaset sahnesinde herkes kendi zamanını kolluyor. Kim hazırsa, kim sahadaysa, kim halkın nabzını tutuyorsa avantajlı olacak.

Bugün için kesin bir erken seçim kararı yok. Ama ihtimal

Türkiye’de seçim tartışması her geçen gün biraz daha ısınıyor. Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli cephesinden gelen açıklamalar net: “Seçimler zamanında yapılacak.” Yani şu an için resmi takvim değişmiş değil. Ancak siyaset sadece görünen açıklamalardan ibaret değil. Kulislerde konuşulanlar, sahadaki hareketlilik ve partilerin hazırlıkları, işin perde arkasında farklı hesapların da yapıldığını gösteriyor.

Türkiye’de seçim tartışması her geçen gün biraz daha ısınıyor. Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli cephesinden gelen açıklamalar net: “Seçimler zamanında yapılacak.” Yani şu an için resmi takvim değişmiş değil. Ancak siyaset sadece görünen açıklamalardan ibaret değil. Kulislerde konuşulanlar, sahadaki hareketlilik ve partilerin hazırlıkları, işin perde arkasında farklı hesapların da yapıldığını gösteriyor.
Peki mesele ne? Aslında tartışma “erken seçim mi olacak?” sorusundan daha derin. İktidar tarafı erken seçim demiyor ama “öne alınmış seçim” ihtimalini tamamen kapatmıyor. Bu küçük gibi görünen fark, büyük bir siyasi manevra alanı anlamına geliyor. Çünkü şartlar değişirse, seçim tarihi de değişebilir.
Bugünkü tabloya sade bir dille bakalım:
İktidar neden seçimleri erkene almak istemez? Çünkü zaman şu an onun elinde. Ekonomide toparlanma beklentisi, projelerin tamamlanması ve seçmenin teveccühünün yeniden kazanılması için süreye ihtiyaç var. Seçimi erkene çekmek, bu hazırlık süresini kısaltmak demek.
Muhalefet neden erken seçim ister? Çünkü mevcut ekonomik sıkıntıların seçmende yarattığı memnuniyetsizliğin sandığa yansımasını bekliyor. Özgür Özel ve muhalefet kanadı bu yüzden sık sık seçim çağrısı yapıyor. Onlara göre zaman geçtikçe şartlar değişebilir, bu yüzden sandığın bir an önce gelmesi avantaj sağlar.
Ama unutulmaması gereken önemli bir gerçek var: Türkiye’de seçim kararı sadece istemekle olmuyor. Meclis çoğunluğu ve siyasi uzlaşma gerekiyor. Yani biri istiyor diye hemen seçim olmuyor.
Bir de işin görünmeyen tarafı var. Siyasette bazen bugün söylenenle yarın yapılan farklı olabilir. Eğer şartlar değişirse – ekonomi, dış gelişmeler ya da iç siyaset – bugün “erken seçim istemiyoruz” diyenler bile yarın farklı konuşabilir. Bu, siyasetin doğasında var.
Gelelim en önemli noktaya: Halk ne istiyor?
Artık seçmen eski seçmen değil. İnsanlar sadece vaat dinlemek istemiyor. Şu soruları soruyor:
“Benim hayatım değişecek mi?”
“Bu siyasetçi bana dokunuyor mu?”
“Gerçekten sorunumu çözecek mi?”
Bu da milletvekili profilini değiştiriyor. Eskiden sadece partiye bağlı olmak yeterliydi. Şimdi ise halkın beklentisi çok daha net:
Sahada olan, ulaşılabilen, laf değil iş yapan, sorun dinleyen ve çözüm üreten vekil istiyorlar. Yani artık “koltukta oturan” değil, “sokakta gezen” siyasetçi dönemi başladı.
Seçim ister 2027’de olsun ister daha erken, sonucu belirleyecek olan bu değişen seçmen davranışı olacak. Çünkü sandık günü geldiğinde insanlar sadece partiye değil, kendi hayatına bakarak oy veriyor.
Sonuç olarak:
Bugün için kesin bir erken seçim kararı yok. Ama ihtimal tamamen sıfır da değil. Her şey şartlara bağlı. Siyaset sahnesinde herkes kendi zamanını kolluyor. Kim hazırsa, kim sahadaysa, kim halkın nabzını tutuyorsa avantajlı olacak.
Özlü söz:
“Sandık günü gelince değil, sandık gelmeden önce halkın gönlü kazanılır.”

Yunus KARAKAYA

Gazeteci – TV Program yapımcısı

AKSAÇLILAR Yüksek İstişare Kurulu Üyesi